Cumartesi Anneleri, ’90’lı yıllarda Kürdistan’da kaybedilen çocuklar ve Ermeni Soykırımı’nda İstanbul’da gözaltına alınıp katledilen Ermeni aydınları andı. Eylemde, annelere dönük işkenceye sert tepki gösterildi.

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetinin açıklanması ve belli olan faillerin cezalandırılması için yıllardır mücadele eden Cumartesi Anneleri’nin 734’üncü buluşmasının Galatasaray Meydanı’nda düzenlenmesi yine engellendi. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi binası önünde polis ablukası altında açıklama yapan kayıp yakınları, bu hafta 1992-1997 yılları arasında OHAL yönetimindeki Kürdistan’da gözaltında kaybedilen 26 çocuğun akıbetini sordu, Ermeni Soykırımı’nda yaşamını yitiren Ermeni aydınları andı. HDP Milletvekilli Garo Paylan, CHP Milletvekilli Sezgin Tanrıkulu’nun ve çok sayıda siyasi parti ve demokratik kitle örgütünün katıldığı eylemde açıklamayı gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun okudu.

‘3 YAŞINDAKİ ÇOCUĞA KADAR KAYBETTİLER!’

Devleti ve toplumu gözaltında kaybedilen çocuklar gerçeği ile yüzleşmeye çağıran Tosun, “Bu topraklarda yaşam hakları devletin güvencesinde olan çocuklar, yaşam hakkının en vahşi ihlali olan gözaltında kaybetme fiiline maruz kaldılar” dedi. 1992-1997 yılları arasında OHAL yönetimindeki Batman, Bitlis, Bingöl, Cizre, Dargeçit, Dersim, Şırnak, Kulp, Mardin, Nusaybin, Yüksekova, Silopi ve Lice’de toplamda 26 çocuğun kaybedildiğini vurgulayan Tosun, “Dersim Mirik mezrasında ailesiyle birlikte kaybedilen 3 yaşındaki Dilek Serin, Şırnak’ta kaybedilen 12 yaşındaki İlyas Diril, Yüksekova’da kaybedilen 13 yaşındaki Münir Sarıtaş, Lice’de dedesi ile birlikte kaybedilen 14 yaşındaki Metin Budak ve diğer çocukların akıbetleri açıklanmadı” diye konuştu.

ERMENİ AYDINLAR ANILDI

Bugün aynı zamanda Ermeni Soykırımı’nda İstanbul’da evlerinden yapılan baskınla gözaltına alınıp katledilen Ermeni aydınları anmak için bir araya geldiklerini ifade eden Tosun, 24 Nisan 1915 tarihinde İttihat ve Terakki hükümetinin İçişleri Bakanı Talat Bey’in emriyle İstanbul’da 250 Ermeni’nin evlerinden gözaltına alındığına ve bu kişilerin Ermeni toplumunun en saygın isimleri, kanaat önderleri olduğuna dikkat çekti. Gözaltına alınanların önce Sultanahmet’teki Merkez Cezaevi’ne götürüldüğünü, sonrasında da 158 kişilik grubun Çankırı’ya, 92 kişilik grubun ise Ankara Ayaş’a sevk edildiğini belirten Tosun, bu aydınlardan 174’ünün bir mezar taşları bile olmadığına işaret etti.

“Gözaltında kaybedilen Ermeni aydınlar ve ’90’lı yıllarda gözaltında kaybedilen çocuklar gerçeği, bu topraklarda farklılığa hayat hakkı tanımayan, kendi varlığını ötekinin yokluğuna bağlayan tekçi zihniyetin sonucudur” vurgusunda bulunan Tosun, “İnsanlığa karşı suçlardaki inkâr, unutturma ve cezasızlık politikasının hakikati ortaya çıkarma ve adaletin gerçekleşmesini engelleme işlevi gördüğünü biliyoruz. Bunun için 734 haftadır unutturmaya karşı hatırlamayı, inkâra karşı hakikati, cezasızlığa karşı adaleti sahipleniyoruz” diye belirtti.

OCAK: ANNELERİNİN KUCAKLARINDAN ALINIP KAYBEDİLDİLER

Açıklamanın ardından söz alan gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kayıplar için söylediği “Eminönü’nde gezerken mi kayboldular” sözlerine atıfta bulunarak, “26 çocuk annelerinin kucağından alınarak kaybedildi. O 26 çocuk bizim çocuklarımızdı. 3 yaşındaki Dilek bizim çocuğumuzdu, onun büyüdüğünü göremedik. Zeki’nin, İlyas’ın, Davut’un büyüdüğünü göremedik. Galatasaray’dan onlar için balonlar uçurduk, hiçbir zaman dokunamayacakları oyuncaklar topladık. Evlat acısının ne demek olduğunu en iyi biz biliyoruz, çünkü biz yaşadık” diye konuştu.

‘ANNELERDEN UZAK DURUN’ UYARISI

Gebze Cezaevi önünde açlık grevindeki tutsakların annelerinin maruz kaldığı polis şiddetini de hatırlatan Ocak, “O annelerin de ne yaşadığını en iyi biz biliriz. Onlar sadece evlatlarının yaşam hakkını savunan annelerdi. Tüm annelerin üzerinden elinizi çekin. Anneler yaşamı kurandır, annelerden uzak durun” dedi.

PAYLAN: 24 NİSAN KÖTÜLÜĞÜN BAŞLADIĞI MİLAT!

HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, Ermeni Soykırımı’nda yaşamını yitiren Ermeni aydınları anarak, İttihat ve Terakki iktidarının karanlık ve hain bir planı devreye sokarak başta Ermeni halkının aydınları olmak üzere Ermeni halkının tamamını Anadolu’da yok ettiğini vurguladı. Kötülüğün o gün başladığını ve artık sıradanlaştığını kaydeden Paylan, elinde tuttuğu Hampartsum Boyacıyan’ın fotoğrafına işaret ederek, şunları belirtti: “Hampartsum Boyacıyan Adana milletvekiliydi . Boyacıyan’ın da benim gibi dokunulmazlığı vardı ama gözaltına alındı ve kaybedildi. 24 Nisan 1915’te Malatya’da benim ailemin başına geldiği gibi erkekler toplanıldı ve kaybedildi; kadın ve çocuklar ise sürgüne gönderildi. 24 Nisan 1915 kötülüğün başladığı milattır. Bu milada bakın ve yüzleşin. Bu miladın hesabını sormak kötülükten hesap sormaktır.”

‘ANNELERE SALDIRANLAR ALÇAK’

Gebze’de açlık grevindeki tutsakların annelerine uygulanan polis şiddetini de kınayan Paylan, o polislerin de o hakareti yapanların da alçak olduğunu söyledi.

Suikast ile katledilen Ermeni Gazeteci Hrant Dink’in “23 Nisan gözaltında kaybedilen çocukların kaybedildiği gün, 24 Nisan Ermeni halkının katledildiği gündür” sözünü de hatırlatarak, “Bugün aynı zamanda Ermeni şair Taniel Varujan’ın doğum günü. Hep beraber ona iyi ki doğdun diyelim” ifadesini kullandı.